Bosphorus Film Lab Etkinlikleri Endüstrinin Farklı Alanlarından Profesyonelleri Bir Araya Getirmeye Devam Ediyor

Bosphorus Film Lab Etkinlikleri Endüstrinin Farklı Alanlarından Profesyonelleri Bir Araya Getirmeye Devam Ediyor

8. Boğaziçi Film Festivali’nin endüstri bölümü Bosphorus Film Lab’da çevrimiçi etkinliklerin katılımcılarla buluştuğu dördüncü günün konukları Gizem Kızıl, Antoine Le Boss, Florian Weghorn ve Sinem Altındağ’dı.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkıları, Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansı'nın destekleriyle; Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından 30 Ekim’e kadar sürecek olan 8. Boğaziçi Film Festivali’nde Bosphorus Film Lab, etkinliklerin dördüncü gününde sektöre dair konuların tartışıldığı ve farklı alanlarda profesyonellerin bakış açılarının  snulduğu söyleşi ve sunumlarla katılımcıları bir araya getirdi.

“Üretimlerimi Tamamen İçgüdüsel Yapıyorum”

27 Ekim Salı gününün ilk etkinliği festivalin Instagram hesabında senarist ve yönetmen Gizem Kızıl’ın katılımıyla gerçekleşti. Kızıl canlı yayında, Bosphorus Film Lab direktörü İpek Tugay’ın sorularını yanıtladı.

Canlı yayında ilk olarak podcast, film, video ve tiyatro alanında üretim yapan disiplinler arası bir sanatçı olduğuna dair gelen soruyu yanıtlayan Gizem Kızıl, kendisi için önemli olan şeyin üretmek olduğunu söyledi. Ne çekmek istiyorsa o alana kaydığını ve orada üretim gerçekleştirdiğini ifade eden Kızıl, tamamen içgüdüsel çalıştığından bahsetti. Yaratım süreciyle ilgili de bilgiler veren Kızıl, yaptığı işlerden örnek vererek; “Aklımdaki soru, beni düşündüren mesele hayatımın o evresinde neyse ona odaklanıyorum, dolayısıyla o an meselem neyse ürettiğim şey de onunla alakalı oluyor.” dedi. Günümüzde herkesin teknik ekipmana ulaşmasının çok kolay yollarının olduğunu, bir akıllı telefonla dahi kısa veya uzun metraj filmler çekilebildiğini dile getiren Kızıl, “Bu süreçte önemli olan senin fikrin ve onu karşı tarafı nasıl aktardığın oluyor” dedi. Yeni jenerasyonun da her gelişmeyi büyük bir merakla takip ettiğini ve bir şeyler üretmek için oldukça hevesli olduğunu söyleyen Kızıl, bu durumun ilerleyen süreçte de üretim çeşitliliğine katkısının çok büyük olacağını ifade etti. İşinin yönetmenlik olduğunu dolayısıyla ürettiği projeleri sözel olarak görsel anlatabildiği kadar güçlü aktaramadığını düşündüğünü belirten Kızıl, bu nedenle proje dosyası hazırlarken yaratıcı metotlar geliştirdiğini, kendi bakış açısını aktardığı görsel çalışmalar yaptığını söyledi.

 

 

 

“Ne Oluşturduğumuzu Bilmeden Yazıyoruz”

Günün ikinci etkinliğinde ise yeteneklerin ve yaratıcıların projelerini geliştirmelerinde destek sağlamak ve eğitim vermek amacı ile kurulan Less Is More platformunun Yönetici Ortak ve Artistik Direktör’ü Antoine Le Boss, bağımsız film projeleri için yazı aşamasındaki kısıtlamaları itici güç olarak kullanmayı öğretmeyi hedef alan Film Projeleri İçin Yeni Bir Perspektif başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Sunumda ilk olarak Less Is More platformu hakkında bilgi veren Antonie Le Boss, bunun bir senaryo geliştirme programı olduğundan bahsederek dizilere yönelik geliştirdikleri bir laboratuvar ile film festivallerinde yer alan yapımlara yer verdiklerini belirtti. Fikrin dört yıl önce ortaya çıktığına dikkat çeken Boss, platformun ana amacının bağımsız sinema yapmak isteyenlere verdiği destek olduğunu belirterek projelerin zorlu koşullarda üretildiğini ve bunun da güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Konuşmasında bağımsız sinemaya verdiği öneme de değinen Boss, “Bağımsız filmlerin belirli bir konumda olması gerekiyor aksi halde sinemanın anlamı olmaz” dedi.

Konuşmasında LIM konusunda da bilgi veren Boss, “LIM dediğiniz şey bir itici güç aslında” diyerek senaristlerin hikayeyi anlatma ve daha iyi yazmayı da bundan yardım alarak gerçekleştirdiklerini belirtti. Araştırmacılarla yaptıkları çalışmalar sayesinde üretilebilecek en iyi projeleri ortaya çıkarmaya çalıştıklarını söyledi. LIM sayesinde senaristlerin birlikte çalışmasına da olanak sağladıklarını ve bunun önemli olduğunu anlatan Boss, dirsek temasında çalışmanın verimli bir üretim süreci için gerekli olduğunun altını çizdi.

Senaristlerin hikayelerini yazma sürecinde sorun yaşadıklarını ve bunun normal olduğunu söyleyen Boss, yapılan en büyük hatalardan birinin ne oluşturduğunu bilmeden yazmak olduğunu belirtti. “Beyinlerimizi ve fikirlerimizi test etmemiz lazım” diyen deneyimli isim, bu nedenle de yazmayı öğrenmenin üretim sürecindeki en büyük yardımcı olduğunu vurguladı.

Boss, başvuruları bu hafta başında biten Less Is More platformu için Türkiye’den gelecek olan başvuruları 1 Kasım Pazar gününe kadar uzatacaklarını belirtti.

“Festivale Gittiğinizde İyi Yönetmen Olmuyorsunuz, Sadece Deneyim Kazanmış Oluyorsunuz”

Bosphorus Film Lab’da katılımcıların takip ettiği üçüncü etkinlik ise Berlinale Talents iş birliği ile gerçekleşti. Her yıl dünyanın dört bir yanından yaratıcıları ağırlayan ve etkili bir program sunan Berlinale Talents Program Direktörü Florian Weghorn, daha önce Berlinale Talents programına seçilen ve projesini sunma fırsatı elde eden Yapımcı Sinem Altındağ ile Lokal Yeteneklerin Keşfi üzerine sohbet ederken Türkiye’deki yeteneklerden ve lokal yeteneklerin evrensel sinema ağında yer edinirken geçtikleri süreçlerden bahsettiler.

Yapımcı Sinem Altındağ’ın sorularını yanıtlayan Florian Weghorn ilk olarak “Yetenek dediğiniz nedir?” sorusunu yanıtladı. Bu sorunun çok geniş kapsamlı olduğunu ve birçok cevabı içinde barındırdığını söyleyen Weghorn, Berlin’deki sinema sektörüne genç isimlerden ziyade birkaç kısa film çekmiş ve belli bir deneyim kazanmış isimlerin gelmesini daha doğru bulduklarını belirtti. “Festivale gittiğinizde iyi yönetmen olmuyorsunuz sadece deneyim elde etmiş oluyorsunuz” diyen Weghorn, yetenek sorusu ile ilişkili yumuşak kriterlerin olduğunu açıklayarak yeteneğin izleyiciye sunulan yansımayla ilgili olduğunu ifade etti ve kendileri için en önemli şeyin seyirciyle olan etkileşimi hissettirmek olduğunu vurguladı.

Weghorn etkinliğin ilerleyen dakikalarında Talents Programı ile ilgili de daha ayrıntılı bilgiler paylaştı. Programa on üç farklı çalışma alanından kişileri davet ettiklerini ve burada hikaye anlatımı, senaryo geliştirme ve prodüksiyon gibi konuların konuşulduğunu belirten Weghorn, katılımcıların sadece kendi alanları ile ilgili bölümlerini gitmelerini de önermediklerini açıkladı. “Daha eşit ve geniş kapsamlı, daha başarılı yeteneklerin gelişmesine katkı sağlıyoruz” diyen Weghorn, Talents dünyasında karşılıklı etkileşim içeren ilişkilerin de bu şekilde doğduğunu ifade etti.

Bosphorus Film Lab Jüri Sunumlarıyla Devam Ediyor

Bosphorus Film Lab, 28 Ekim Çarşamba günü Pitching Platformu Jüri Sunumları ve 29 Ekim Perşembe günü ise Work in Progress Jüri Sunumları ile devam ederken bu sunumlar sadece davetlilere açık olarak yapılacak. Jüri değerlendirmesi sonucunda kazanan projeler ödüllerini 30 Ekim Cuma günü Boğaziçi Film Festivali’nin kapanış töreninde alacak.